albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
29 Ağustos 2015 Cumartesi
Hilmi, heyecanla anlatıyordu. Başta mırın kırın etmişti Turan Bey. Bu memur milleti böyleydi. Altına imza attığı her şeyden ödü kopardı. Bütün hayatlarını kimselere görünmeden yaşamayı kâr sayarlar, soruşturma denen o gulyabaninin korkusundan ateşîn kabus görürlerdi. Hepsinin hayalleri büyüktü ama maalesef ki kesapları küçüktü, o yüzden, ellerinde abı hayat olsa onu içmez, satışa çıkarıp servete çevirmez, emekliliğimde rahat ederim diye saklarlardı. Ellerinden biri tutmadıkça cepleri akçelerine hep bol gelirdi.
Mahir Ünsal Eriş
Dünya Bu Kadar
syf. 157-158
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder