albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
27 Ağustos 2015 Perşembe
Kaptan, şaşkınlık ve acımayla, dehşetle bakıyordu ona. Bu ünlü asker nasıl da erimişti? Kemiklerinden başka şeyi kalmamıştı! Siyah bıyıklı, adıyla dağları inleten suskun kahraman buydu demek? "Ne yazık," diye düşündü, "Komutan gibilerin bizim safımızda yer almayışına çok yazık! Tüm erdemler bizden yana olmalı, tüm ödlekler de ötekilerden yana. Oysa bizde pek çok ödlek var, onlarda da sürüyle yiğit. Tanrı her şeyi karıştırmış sanıyorum, insan yolunu bulamıyor."
Nikos Kazancakis
Kardeş Kavgası
syf. 290
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder