albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
20 Ağustos 2015 Perşembe
"...Kız Serayi... yani şu kardeşin olur da ölürse, sakın üzülmeyesin, ölümdür, ölümü bildin mi, ölüm küçüktür. Yani Geyik gidip kendini bir kuru armut ağacına astı. O da bir ölümdür, hıyanet kötüdür. İnsanı kahreden hıyanettir. Yani Seyd Rıza'yı ihanetti darağacına götüren. Yani oğlu yaşındaki adam şahit oldu onun doğumunu hatırladığına, ya o dünyalar güzeli Zeynel'i ihanete götüren neydi, yani gelip koca Alişer Efendi'nin başını kesti, kesti de acıdan çatlayıp öldü. Yani Perhan ihanet olmasa, bu dağlarda ölüm yok."
Haydar Karataş
Perperık-a Söe - Gece Kelebeği
syf. 186
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder