albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
27 Ağustos 2015 Perşembe
Dağlar, ülkesinin dağları, yerle göğü birbirine bağlayan köprü, sevda köprüsü, ölümüne bağlanmanın... Dağları, yaralı yüreklerin dermanı, kurumuş dudağa değen bir tas su, acıkmışların ekmeği, duruluğun, temizliğin, huzurun, sükunetin kaynağı... Evet onun dağları, durmadan akan nehirlerin, pırıl pırıl ırmakların kaynağı, toprağın, suyun bereketi, kuşların, kartalların susmayan türküsü, aç kurtların, vahşi kaplanların sığınağı, yırtıcı kuşların, şahinlerin yuvası... Dağlar Ülkesi'nin dağları, kadim dağlar, isyanların mekanı, şairlerin dizesi, dengbêjlerin kelamı... Bu asi, bu görkemli dağlar. Umuda dönüşmüş, bugünün umudu olmuş dağlar...
Mehmed Uzun
Aşk Gibi Aydınlık Ölüm Gibi Karanlık
syf. 181
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder