19 Ağustos 2015 Çarşamba



Bir süre, konuşmaksızın bakıştılar; bu ufak tefek küskün iki insan. Daha sonra yaşlı kadın kapıya doğru yürüdü, durmadan başını sallıyordu. Birden Bohusch bitiverdi yanında. "Anneciğim," dedi, sesi hasta bir çocuğunkini andırıyordu. Ve yaşlı, korkmuş kadın anladı. Büyüdü, zenginleşti, anne oldu. Bu usulca söylenmiş sözcük sayesinde oluvermişti böyle. İçindeki her tür korku ve endişe bir anda sevgi ve şefkate dönüştü; ve, daha demin öylesine korumasız ve çaresiz görünürken, şimdi güçlüydü; kollarını dikkatle öne doğru uzattı; Bohusch için bu, yuvaya dönüş gibiydi. Kocaman, ağır ve karışmış kafasını kadının göğsüne yasladı, ateş gibi yanan gözlerini yumdu, bu sonsuz, derin sevginin içinde kayboldu. Sustu. Birden içinde bir şey ağlamaya başladı. Nasıl başladığını gayet iyi duymuştu. Çok derinlerde bir yerde olmalıydı, öylesine sessizdi. Acıtmıyordu da. Derken Bohusch merakla gözlerini açtı, neresinin ağladığını görmek istiyordu. Ve gördü: içinde ağlayan bir şey yoktu; ağlayan annesiydi.

Rainer Maria Rilke
Bütün Hikayeleri, Kral Bohusch
syf. 270

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder