albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Sarı kız beni tanıdı, kocaman bir gülücük attı. Moralim biraz düzeldi, çünkü iyi bir etki uyandırmıştım.
"Aa, arkadaşım bu benim."
Hiç de arkadaş değildik, ama bunun tartışmasını yapacak değildim. Bana doğru geldi, Arthur'e baktı, ama bendim onu ilgilendiren, biliyordum. Kadınlar gırgır oluyor bazan.
"Ne bu?"
"Eski bir şemsiye, giysiler geçirdim üstüne."
"Hoş olmuş bu giysilerle, bir puta benziyor. Arkadaşın mı?"
"Beni geri zekâlı mı sandınız, ne? Arkadaşım değil, bir şemsiye bu."
Arthur'ü eline aldı, onu inceliyor numarası yaptı. Ötekiler de öyle. Evlat edinirken insanların en istemedikleri şey çocuğun geri zekâlı olmasıdır. Çocuk birden durmaya karar verdi demektir bu, ilerlemek ona yeterince ilginç gelmemiştir. O zaman ailesi handikaplı olur, çocukla ne halt edeceğini bilemez. Örneğin on beş yaşında bir çocuk on yaşındaymış gibi hareket etmeye koyulur. Ama dikkatinizi çekerim, bu konuda kazançlı çıkmak da olanaksızdır. Bir çocuk, benim gibi on yaşında olup on beş yaşındaymış gibi hareket ederse onu okuldan atarlar, ahlâkı bozulmuştur çünkü.
Emile Ajar
Onca Yoksulluk Varken
syf. 81-82
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder