14 Temmuz 2015 Salı



Öğleden sonra, öteki koyda Süm'le oturuyoruz.
- Sabah, Sorgun'a birlikte yürüdüğüm çocukla yattım, diyorum.
- Sen delisin, diyor.
- Beni rahat bırakın, rahat dolaşmak, dilediğimi yapmak istiyorum, diyorum.
- Hayır, hastalandın. İstanbul'a gitmelisin, diyor.
Kumsalda koşmaya başlıyorum.
- Delidir! Yakalayın! diye arkamdan bağırıyor. İşte o an gene deliriyorum.
Gece. Köy evinde mum ışığında oturuyoruz. Bir erkeğin elini tutuyorum. Onun elini tutmasam, kendimi gerçekten boşlukta duyuyorm. Beynim gene boşluğa fırlayacak gibi oluyor. Sert, kesin davranışlı, kişiliğini henüz pek anlayamadığım bir kocam daha var. Fırtına gibi köy odasına giriyor. İşte o an, gerçekten deliriyorum. Biraz istediğim gibi davranmaya başladığımda, götürülüp, demir parmaklıklar gerisine kilitleniyorum. Oysa bu adamla, beni doktor ve kliniklerin eline bırakmasın diye evlendim. Evlenirken ondan tek isteğim bu oldu. Hastalanırsam evde kalmak, plaklarımla, kitaplarımla sevdiğim bir iki eşyayla olmak ve çay içebilmek istiyordum.

Tezer Özlü
Çocukluğun Soğuk Geceleri
syf. 50

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder