albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Papaz, kendini kurtarmak için debeleniyordu. "Bırakın beni!" diye haykırıyordu. "Yaşamaktan utanıyorum, ölmek istiyorum; kasap, Tanrı'ya söveceğine beni de boğazlasın!"
"Sus, Muhterem Peder," dedi çavuş tatlılıkla, "sus, burada her şeye silah hâkimdir."
Peder Yannaros, büyük acılar içinde ona baktı. "Sen de," dedi, "demek sen de bu hale geldin, oğlum Mitros? Önceki gün, yedi kadını birden nasıl öldürdün?"
Çavuş, sesini alçalttı, "Tanrı beni bağışlayacaktır," dedi, "İrademle değil, öyle yapmak gerektiğinden öldürdüğümü biliyor."
"Senin ödlek olduğunu biliyor," diye sözünü kesti Peder Yannaros, "ruhun birtakım gerekliliklerden çok daha önemli olduğunu da biliyor. Çok yazık sana Mitros, Tanrı bağışlamayacaktır."
Nikos Kazancakis
Kardeş Kavgası
syf. 103
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder