albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
17 Eylül 2015 Perşembe
Çünkü sen bir hiçsin, oldu mu? Bir hiçsin. Çünkü hiçbir şey istemiyorsun. Hiçbir şey. Hiçbir şey bilmek istemiyorsun, hiçbir şeyde başarılı olmak istemiyorsun, bir şey olmak istemiyorsun. Tek istediğin kıçının üzerine oturup birlikteliğimizin ne kadar güzel olduğunu söylemek. Güzel olan bir şeyler yapmaktır, bir şeyleri başarmaya çalışmak, fakat sen? Düş kurmayı bile bilmiyorsun. İnsan değilsin sen, bir hiçsin. Tek bildiğin şu balkonda oturup kolunu omzuma dolamak ve "Seni seviyorum, seni seviyorum, seni seviyorum," demek. Ben oyuncak bir ayı değilim, biliyor musun? Barbie bebek değilim. Ve senden farklı olarak, evde oturup romantik takılmaktan biraz daha fazlasını amaçlıyorum.
Etgar Keret
Buzdolabının Üstündeki Kız, Özel Röportaj
syf. 80-81
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder