albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
3 Ağustos 2015 Pazartesi
"Kestane ağacı!" dedi ve bekledi. Ama hiçbir şey olmadı. Anne verandanın altında uzanmıştı, her yanı örten ağır bir sessizliğin dibinde küçücüktü. Burası taze ot kokuyordu, insan ayağı basmamış, ormanda bir kâşif olma oyunu oynanabilirdi, ama Lucien'in canı oynamak istemiyordu artık. Hava, duvarın kırmızı çatısının üstünde titreşiyordu, güneş toprakta ve Lucien'in elleri üstünde yakıcı lekeler oluşturuyordu. "Kestane ağacı!" Bu çarpıcıydı, Lucien, annesine, "Güzel anne benimsin," dediği zaman anne gülüyordu. Germaine'e, "Salak!" dediği zaman Germaine ağlamış ve onu anneye şikayet etmişti. Ama, "Kestane ağacı," dedi zaman hiçbir şey olmuyordu. Dişlerinin arasından fısıldadı: "Pis ağaç!" Emin değildi, ama ağaç kıpırdamadığından, daha yüksek sesle tekrarladı: "Pis ağaç, pis kestane ağacı! Bekle de gör, birazcık bekle!" ve ağaca tekme attı. Fakat ağaç hareketsiz kaldı, odundan yapılmış olduğu için hareketsiz. Akşamleyin yemekte, Lucien, annesine, "Biliyor musun anne, ağaçlar, evet ağaçlar, odundandır," dedi, annesinin pek sevdiği şaşkın yüz ifadesiyle karşılaştı. Madam Fleurier, öğle postasından mektup almamıştı. Kuru kuru, "Budala olma," dedi.
Jean-Paul Sartre
Duvar, Bir Yöneticinin Çocukluğu
syf. 140-141
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder