albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
9 Temmuz 2015 Perşembe
"Vay vay vay. N'oldu ahbap. Gecenin bu vakti ne iş?"
Dedi ki:
"Sana aptal aptal sırıtmayı kesmen için on saniye veriyorum. Sonra beni dinlemeni istiyorum."
"Eee, ne ayaksın?" dedim gülerek. "Öldüresiye dövmen ve suratıma tükürttürmen ve saatlerce suç itiraf ettirmen ve beni o pis hücreye, manyaklarla sapıkların arasına attırman yetmedi mi? İşkencelerin bitmedi mi piç?"
"Bu seferki senin için hususi bir işkence olacak," dedi ciddiyetle, "Umarım acı çeke çeke delirirsin."
O zaman, daha söylemeden meseleyi çakozladım. Tekirli ve sarmanlı o moruk karı, şehirdeki hastanelerden birinde cavlağı çekip daha güzel bir dünyaya gitmişti. Biraz fazla sert filan vurmuştum. Eh, bundan ötesi yoktu. Bütün o tekirlerle sarmanların miyavlayıp süt istediklerini ve alamadıklarını düşündüm, artık o moruk sazan sahipleri süt veremeyecekti. Bundan ötesi yoktu. Artık her şeyi yapmıştım. Hem de daha on beş yaşındaydım.
Anthony Burgess
Otomatik Portakal
syf. 65
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder