9 Temmuz 2015 Perşembe



"Vay vay vay. N'oldu ahbap. Gecenin bu vakti ne iş?"
Dedi ki:
"Sana aptal aptal sırıtmayı kesmen için on saniye veriyorum. Sonra beni dinlemeni istiyorum."
"Eee, ne ayaksın?" dedim gülerek. "Öldüresiye dövmen ve suratıma tükürttürmen ve saatlerce suç itiraf ettirmen ve beni o pis hücreye, manyaklarla sapıkların arasına attırman yetmedi mi? İşkencelerin bitmedi mi piç?"
"Bu seferki senin için hususi bir işkence olacak," dedi ciddiyetle, "Umarım acı çeke çeke delirirsin."
O zaman, daha söylemeden meseleyi çakozladım. Tekirli ve sarmanlı o moruk karı, şehirdeki hastanelerden birinde cavlağı çekip daha güzel bir dünyaya gitmişti. Biraz fazla sert filan vurmuştum. Eh, bundan ötesi yoktu. Bütün o tekirlerle sarmanların miyavlayıp süt istediklerini ve alamadıklarını düşündüm, artık o moruk sazan sahipleri süt veremeyecekti. Bundan ötesi yoktu. Artık her şeyi yapmıştım. Hem de daha on beş yaşındaydım.

Anthony Burgess
Otomatik Portakal
syf. 65

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder