albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
3 Temmuz 2015 Cuma
Kilisede çan çalınıyor ve içeridekiler çıkıyordu. Vinverra'nın başları kara örtülü kadınlar, çocuklar ve Talino'yla birlikte çıktığını görüyorum. O güneşte onun geldiğini görünce, köyde kan kaybetmenin, Torino'da bir evin gölgesinde kan kaybetmekten daha az etkileyeceğini düşünüyordum. Bir keresinde bir kazadan sonra tramvay raylarının üstünde kan kaybeden birini görmüştüm, korkunç bir şeydi; tersine, tarlanın birinde iki büklüm birinin kan kaybettiğini düşünmek daha doğal geliyor, mezbahada olduğu gibi. "Bakın, nasıl yürüyor?" diyecektim az daha Ernesto'ya, ama sonra kendimi tutuyorum.
Cesare Pavese
Senin Köylerin
syf. 92
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder