albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
12 Haziran 2015 Cuma
Yazgıydı bu. Bir zamanlar yaşamış olan onca kişiden, nasıl olup da şimdi yalnızca benle Nuto'nun, yalnızca bizim sağ kaldığımızı kendi kendime soruyordum zaman zaman. Bir zamanlar içimi saran bir özlem vardı (bir sabah San Diego'da bir kahvede neredeyse çıldırtıyordu beni), ana yoldan gidip çam ağacıyla ıhlamurların arasındaki kapıdan girmek, sesleri, gülüşleri, tavukları dinlemek ve şaşırıp kalan herkesin -uşakların, kadınların, köpeğin, ihtiyarın- yüzüne karşı - kızların ela gözleri, kara gözleri terastan tanıyacaklardı beni- "İşte geldim, geri döndüm," diyebilmek istiyordum; bu isteği söküp atamıyordum içimden. Geri dönmüştüm, orataya çıkmıştım, para sahibi olmuştum -Angelo'da kalıyor, Cavaliere ile dertleşiyordum- ama beni tanıması, bana dokunması gereken yüzler, sesler, eller yoktu artık.
Cesare Pavese
Ay ve Şenlik Ateşleri
syf. 77
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder