albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
23 Haziran 2015 Salı
Sonra tekrar uyandım ve yatağın etrafında kimleri dikizledim dersiniz, hani şu dairelerinden kendimi attığım üç kişiyi, yani D.B. da Silva'yı, Bilmemne Bilmemne Rubinstein'ı, bir de Z.Dolin'i. Bu lavuklardan biri "Dostum," diyordu, ama hangisi konuşuyor dikizleyemiyordum, doğru dürüst duyamıyordum da, "dostum, küçük dostum," diyordu bu ses, "millet öfkeden çılgına döndü. O kibirli korkunç canilerin tekrar seçilme şanslarını bitirdin. Bir daha asla seçilemeyecekler. Özgürlüğe iyi hizmet ettin." Şöyle demeye çalıştım:
"Gebersem sizin için daha da iyi olacaktı değil mi, sizi gidi politikacı piçler sizi, sizi gidi hain kankalar sizi," Ama sadece er er er diye sesler çıkardım o kadar.
Anthony Burgess
Otomatik Portakal
syf. 151
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder