albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
26 Mayıs 2015 Salı
"Üzülmüyorum. Kendimi çok perişan hissediyorum..." dedi Olga soluk almak için bir süre durarak.
"Ben daha perişan hissediyorum," dedi Oblomov, "fakat bunu hakettim. Sen niye kendine azap çektiriyorsun?"
"Gururumdan," dedi Olga. "Ben cezamı çekiyorum. Kendi gücüme güvenmiştim, işte yanlışım bu, senin korktuğun şeyler değil. Ben seni yaşama döndürebileceğimi, benim için yaşamaya başlayabileceğini ummuştum. Bunun hata olduğunu göremeyip ümitlenmiştim. Fakat şimdi!" dedi ve iç çekti, konuşamıyordu.
Sessizliğe gömülüp kaldı.
"Dayanamıyorum. Dizlerim titriyor. Benim yaptıklarımla taş bile yaşamaya başlardı," diye sürdürdü bitkin bir sesle. "Artık hiçbir şey yapamayacağım. Hiçbir yere gitmeyeceğim. Yaz parkına bile. Hiçbir faydası yok. Senin ölüden ayrımın yok! Değil mi İlya?" dedi ve kısa bir aradan sonra ekledi, "eğer gurur ve kapris nedeniyle senden ayrılırsam beni kınamazsın değil mi?"
Oblomov başını salladı.
Ivan Gonçarov
Oblomov
syf. 376-377
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder