albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
29 Mayıs 2015 Cuma
Fakat birdenbire başını kaldırıp yüzüme baktı: "Neden sizi ziyaret etmemi istemiyorsunuz?" diye sordu. "Tanrı'ya inanmıyorum da ondan," diye cevap verdim. Bundan emin olup olmadığımı öğrenmek istedi. Ben de bunun, kendi kendime sormaya değer bir şey olmadığını söyledim: Pek önemsiz bir sorun gibi görünüyordu çünkü bu bana. O zaman vücudunu geriye kaydırarak sırtını duvara dayadı, ellerini baldırlarının üzerine koydu, bana söylemiyormuş gibi bir tavırla, insanın bundan emin olduğunu sandığını, ama gerçekte emin olmadığını söyledi. Ben bir şey söylemiyordum. Yüzüme baktı ve, "Ne dersiniz?" diye sordu. Bunun mümkün olduğunu söyledim. Her halukarda, beni gerçekten ilgilendiren şeyin ne olduğundan belki emin değildim ama, beni ilgilendirmeyenin ne olduğundan emindim. Ve tam da onun bana bahsettiği şey, beni ilgilendirmiyordu.
Albert Camus
Yabancı
syf. 105
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder