albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
29 Mayıs 2015 Cuma
Ama daha önceleri de korkmuştum. Örneğin köpeğim ölürken. Beni sonsuza kadar suçlu gören köpek. Çok hastalanmıştı. Bütün gün yanı başında diz çökmüştüm; birden odaya bir yabancı girince yaptığı gibi kesik, kısa havladı. Bu havlayışı bu an için sanki kararlaştırmıştık, elimde olmadan kapıya baktım. Ama artık hayvanın gövdesine girmiş bulunuyordu. Telaşla bakışlarını aradım, o da benimkileri araştırıyordu; şu var ki vedalaşmak için değil. Bana sert ve şaşkın bakıyordu. İçeri salıveren benmişim gibi sitem ediyordu. Önleyebileceğime emindi adeta. Beni o ana kadar gözünde gereğinden fazla büyüttüğü meydana çıkmıştı. Kendisine anlatabilmem için artık zaman kalmamıştı. Son dakikasına kadar sitemli sitemli ve terk edilmiş, bakıp durdu bana.
Rainer Maria Rilke
Malte Laurids Brigge'nin Notları
syf. 130
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder