albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
13 Mayıs 2015 Çarşamba
"Yıllar önce ben bir meydandaydım. 12 yaşındaydım daha. Askerler çevremizi sarmıştı. Qawume, Textêxel köylerindeki bütün Demenanlıları bir araya getirdiler. Orada bir kadın vardı. Bebeğini gerdan gibi boğazına sarmış. Gücü yetse yutacak, ağzında saklayacak. Örtüsü geriye kaymış, alnından çenesine doğru altın perçemler sarkıyordu. Köyün muhtarı çoluk çocuk herkesi askerlere teslim etti. Sonra bir cayırtı koptu, kızlar oğlanlara, bebeler dedelere karıştı. O kadın ölünce, hiçbir kadın kalmadı dünyada. Bütün kadınlar öldü. Sen şimdi tutmuş on ikisinde dul kalmış adama kadın lafı ediyorsun."
Sema Kaygusuz
Bir Dersim Hikayesi, Yıllar Önce Ben Bir Meydandaydım
syf. 131
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder