albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
12 Ağustos 2015 Çarşamba
Bitişikteki o küçük memurun, bir pazar günü, tuhaf bir meseleyi çözmek gelmişti aklına. Şöyle uzun zaman yaşayacağını kabul etti, diyelim daha elli sene. Kendi hakkında gösterdiği cömertlikten pek keyiflendi. Ama şimdi daha üste istiyordu. Bu yılların bozdurulup gün, saat, dakika, evet, hatta göze alınırsa saniye yapılabileceğini düşündü ve hesapladı, hiç görmediği bir rakamla karşılaştı. Başı dönüyordu. Bir parça dinlenmesi gerekti. Vakit nakittir dendiğini her zaman işitmişti; böyle yığın yığın zamana sahip bir insana, nasıl olup da nöbetçi koymadıklarına şaşıyordu. Ne kadar kolay çaldırabilirdi. Ama sonra, adeta taşkın keyfi yeniden yerine geldi; biraz daha yaygın ve kellifelli görünmek için kürkünü giydi ve bütün bu efsanemsi sermayeyi kendine bağışladı.
Rainer Maria Rilke
Malte Laurids Brigge'nin Notları
syf. 134-135
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder