albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
12 Ağustos 2015 Çarşamba
"Ben Hakan, mükemmel insanı yaratan insanım ve gerisinin hiçbir önemi yok."
Hakan'ın hayalindeki tarikat ne Tanrı'ya gider, ne de insana. Merkezi zaman olan ve sonsuz çapa sahip bir dairedir. İçinde, televizyonda görülen hiçbir şey yoktur. Tek tanrılı ve tek kullu bir dine inanan Hakan'ın tanınması mümkün ancak anlaşılması imkânsızdır. O da bunu bildiği için kendisini anlamak isteyecek insanlarla görüşmesini gerektirecek bir hayat sürdürmemekte ve bir piç olarak yaşamaktadır. Ancak tabii ki piçler yaşamaz, sadece hayatta kalır.
Hakan Günday
Piç
syf. 39
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder