albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
19 Haziran 2015 Cuma
Böylece yeniden yollara düşen kumarbaz, türbe bekçisinin tavsiyesine uyarak, ağlama ve feryad seslerinin geldiği yerlerde demir asa çarık gezerek, inlemeler vadisi denilen bir mevkiye vardı. Pınarlarda testilerini dolduran kadınlardan dağlarda sürülerini otlatan çobanlara kadar herkes ağlıyor, feryadlar göğe varıyordu. Onlara neden gözyaşı döktüklerini sorunca beklediği cevabı aldı. Hepsi, talihsizliği yedi iklim dört bucakta bilinen Şuayıb adında bir dervişe acıyor, onun için feryad edip besteler yapıyorlardı. Gazanfer böylece ağıt seslerini takip ede ede bir köye vardı ve evin birinin penceresinde, oturup dizini döven, saçını başını yolan bir adam gördü. Bu, dünyanın en talihsiz adamı olan Şuayıb idi.
İhsan Oktay Anar
Puslu Kıtalar Atlası
syf. 158
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder