albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
17 Haziran 2015 Çarşamba
"...Neyse ki bugün Amalia'yı daha iyi anlayabiliyorum. O hepimizden çok çekti; bunu nasıl yaptı ve bugün hala aramızda nasıl yaşıyor, akıl erdiremiyorum. Annemiz belki hepimizin acısını çekti; üzerine birdenbire çöktüğünden çekmişti bunu ve uzun da çekmedi; bugün de bir şekilde çektiği söylenemez, daha o zamanlar zihni karışıktı. Ama Amalia sıkıntı çekmekle kalmadı, bunu anlayacak kadar da aklı vardı; biz sonuçlarını görüyorduk, o ise nedenlerini; küçük bir çare umuyorduk biz, o her şeye karar verildiğini biliyordu; biz fısıldamak, o yalnızca susmak zorundaydı; gerçekle göz göze duruyor ve yaşıyordu ve bu yaşama bugünkü gibi katlanıyordu o gün de."
Franz Kafka
Şato
syf. 243
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder