albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
4 Haziran 2015 Perşembe
"Bana ihtiyacın mı var? Seni görmediğim şu dört yıl boyunca bana ihtiyacın mı oldu? Ama hiçbir şey duyurmadın."
Gülerek konuştum, kendisine kin beslediğim sanısına kapılmasın diye. Bu gülüşün pek iğreti olduğunu hissediyorum, rahat değilim.
"Amma aptalsın! Seni görmek ihtiyacını duymuyorum tabii. Bunu demek istiyordun değil mi? İnsanın içini açan bir görünüşün yoktur, bilirsin. Benim ihtiyacını duyduğum senin yaşayıp gitmen ve değişmemendir. Sen, Paris'te ya da oraya yakın bir yerde duran şu platin metre gibisin. Herhangi bir kimsenin onu görmek istediğini hiç sanmam."
Jean-Paul Sartre
Bulantı
syf. 204
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder