albert camus
aldous huxley
alıntı
alper canıgüz
anthony burgess
antoine de saint-exupery
ayfer tunç
barış bıçakçı
boris vian
burhan sönmez
cesare pavese
edebiyat
emile ajar
etgar keret
ferit edgü
franz kafka
fyodor dostoyevski
hakan günday
harper lee
hasan ali toptaş
haydar karataş
ihsan oktay anar
ilhami algör
irvine welsh
ivan gonçarov
j.d. salinger
jean-paul sartre
kitap
knut hamsun
mahir ünsal eriş
marquis de sade
mehmed uzun
mıgırdiç margosyan
murat uyurkulak
nikos kazancakis
notlar
oğuz atay
orhan pamuk
patrick suskind
rainer maria rilke
ray bradbury
sabahattin ali
sema kaygusuz
stanislaw lem
şule gürbüz
tezer özlü
tomris uyar
truman capote
vedat türkali
yusuf atılgan
27 Mayıs 2015 Çarşamba
Zooey, bütün vücuduyla dönüp annesine baktı. Bütün kardeşlerinin (özellikle de ağabeylerinin) günün birinde, yılın birinde dönüp annelerine bakış tarzlarıyla tıpatıp aynı tarzda dönüp baktı o anda. Genellikle içinden çıkılmaz gibi görünen bir önyargılar, klişeler ve beylik laflar yığınının içinden bir doğrunun, kısmen ya da tam olarak doğup yükselişine karşı duyulan objektif hayretle değil yalnızca. Aynı zamanda hayranlıkla, sevgiyle ve, en az bunlar kadar, şükranla da. Ve, garip olsun olmasın, Bayan Glass da, kendisine bu "saygı duruşu" yapıldığında, bunu daima olanca güzellikte bir tavırla karşılardı. Kendisine o bakışla bakan oğluna ya da kızına zarif ve alçakgönüllü bir bakışla karşılık verirdi.
J.D. Salinger
Franny ve Zooey
syf. 78
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder